| |
Ebru Şimşek’in gizli kamera görüntülerini 2. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti resmi bilirkişi eşliğinde seyretmiş ve Şimşek’in iddalarının doğru olmadığına kanaat getirmiştir.
|
|
Ebru Şimşek’in kendisine silah zoruyla baskı altında çektirildiğini iddia ettiği fuhuş pazarlığı görüntülerini 2. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti Resmi bilirkişi eşliğinde seyretmiştir. Mahkeme heyetinin görüntüler hakkındaki kanaatini sorduğu bilirkişi Çağlar Göksu'nun raporunda: “...gizli kamera görüntülerinin kaydedildiği mekandaki yatak odası ile, (Ebru Şimşek’in çekildiğini iddia ettiği) adreste bulunan villadaki yatak odasının AYNI MEKAN OLMADIĞI...” kanaatine varılmıştır. Ebru Şimşek’in iddialarının tamamen geçersiz olduğunu ortaya koyan bu önemli delil de hiçbir basın yayın organında yayınlanmamıştır.
Ebru Şimşek'in görüntülerindeki ev ile Sayın Adnan Oktar'ın bulunduğu iddia edilen evin aynı olmaması ile ilgili Sayın Adnan Oktar'ın açıklamalarını buradan izleyebilirsiniz. >>
|
 |
| Ebru Şimşek'in olduğu evin görünümü |
Sayın Adnan Oktar'ın bulunduğu iddia edilen evin görünümü |
| İstinye’deki villa ile gayri ahlaki pazarlık görüntülerindeki evin taşıyıcı sistemleri
(kolon-kiriş yapıları) birbirinden tamamen farklıdır. Ebru Şimşek’in
görüntülerindeki yapı “Betonarme plak döşeme sistemiyle”
(tavandan sarkan kirişlerin görüldüğü sistem) inşa edilmiştir. |
İstinye’deki villa ise “Asmolen döşeme sistemiyle” (kirişlerin tavan içinde gömülü oldukları için görülmediği sistem) inşa edilmiştir. |


Bilirkişi raporunun tamamını buradan okuyabilirsiniz >>
|
|
|
|
Asılsız İddia 1: Suç Aleti olarak sayılan gizli kameraların her evde ve işyerinde bulunabilecek güvenlik kameraları olması.
|
|
Psikolojik savaş tekniklerinden biri de hedef kitlenin duygu, düşünce ve davranışlarını, kendi amaçları doğrultusunda etkilemek ve değiştirmek amacıyla yapılan planlı propagandadır. BAV vakfı davasının seyri boyunca bu teknik, bazı çevrelerce düzenli olarak kullanılmıştır.
Emniyet soruşturmasının yapıldığı dönemde aylar boyunca BAV camiası ile ilgili gündeme getirilen her konu psikolojik savaş taktiği olarak bazı medya kuruluşları tarafından çarpıtılmış ve yazılanların iftira olduğu bilirkişi raporlarıyla ispat edilmesine rağmen bu gerçekler basında tek bir satır olarak dahi yer almamıştır.
ASILSIZ İDDİA 1
HEDEF KİTLE: Kamuoyu
PSİKOLOJİK PROPAGANDA SÖZLERİ: Ele geçirilen suç aletleri arasında gizli kamera, gizli kamera başlığı, mikro gizli kamera bulunmaktadır.
CEVAP: Polis operasyonunun ilk günlerinde, bazı gazeteler pek çok "gizli kamera"ya el konduğunu yazmış, ama haberin yalan olduğu ortaya çıkmıştır. Gizli kamera denen şeyler, pek çok müstakil evin bahçesinde veya işyerinin kapısında bulunabilecek sıradan güvenlik kameralarıdır.
Ayrıca Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığı’nca tanzim edilmiş bulunan 15.01.2002 tarihli bilirkişi raporunda, tutanaklara maksatlı şekilde gizli kamera olarak geçirilen tüm kameraların piyasada serbest olarak satılan güvenlik kameraları olduğu, bunların gizli kamera olmadığı ve gizli kameralarda bulunması gereken teknik özelliklere (görüntü kaydetme özelliği vb.) sahip olmadığı açıkça ifade edilmiştir.

Bilirkişi raporunun tamamını buradan okuyabilirsiniz >>
|
ASILSIZ İDDİA 2
HEDEF KİTLE: Kamuoyu
PSİKOLOJİK PROPAGANDA SÖZLERİ: Ele geçirilen suç aletleri transformatör, CD, bilgisayar disketi, elektronik tablo, disket silme cihazı bulunmaktadır.
CEVAP: Her evde bulunan sıradan elektronik aletler (ışık ayar düğmesi, spot ampullerin trafosu, disket sürücü, uydu anteni parçaları) evlerden toplanmış ve bunlar sanki casusluk aletleriymiş gibi basına teşhir edilmiştir. Oysa "Disket silme cihazı" olarak kaydedilen ve suç aleti olarak sergilenen cihaz gerçekte o dönemde pek çok laptop bilgisayarla birlikte satılan sıradan bir "disket sürücü"dür.
|
ASILSIZ İDDİA 3
HEDEF KİTLE: Kamuoyu
PSİKOLOJİK PROPAGANDA SÖZLERİ: Bilim Araştırma Vakfı üyelerinin evlerinde yapılan aramada, ünlü isimlere şantaj için hazırlanmış çok sayıda video kaseti, fotoğraf ve belge ele geçirildiği, bilgisayarlara el konulduğu bildirildi.
CEVAP: BAV mensuplarının evlerinden toplanan ticari film kasetleri, dergiler ve müzik CD’leri psikolojik savaşın propaganda aracı olarak kullanılmış ve kamuoyuna şantaj malzemeleri olarak tanıtılmıştır. Oysa bunlar her sıradan vatandaşın evinde onlarca bulunabilen belgesel ve müzik kaset ve CD’leridir. |
|
|
|
Asılsız iddialarda bulunan ailelere, BAV camiasından olan çocuklarının basında verdiği cevaplar.
|
|
Sayın Adnan Oktar’a karşı yürütülen psikolojik savaşın en yakın örneklerinden biri, BAV çevresine yakın birkaç kişinin ailelerinin asılsız suçlamalarının gazetelerin manşetlerinde yer bulmasıdır. Bu kişilerin, zorla alıkonulduğunu iddia ettikleri çocukları ise 35 ila 45 yaşlarında, üniversite mezunu, birkaç lisan bilen, iş ve ticaret hayatında bir noktaya gelmiş, bir çoğu evli insanlardır. Bu kişiler, kesinlikle alıkonulmadıklarını, ailelerinin gayri ahlaki yaşamlarından dolayı kendi hür iradeleriyle onlarla görüşmeme kararı aldıklarını basına defalarca açıklamalarına rağmen, aynı gazete ve TV kuruluşları bu açıklamaları dikkate almamış ve yayınlamamışlardır.
BAV çevresine yakın kişilerin ailelerinin iddialarına karşı yaptıkları açıkalamaları buradan izleyebilirsiniz. >> |
|
|
Asılsız iddialarda bulunan ailelere, BAV camiasının ailelerinin
verdiği cevaplar.
|
|
BAV üyesi kişilerin birçoğunun ailesi, vakfa üye olduktan sonra çocuklarının Atatürkçü, dindar, milliyetçi, mukaddesatçı bir hayat sürdürmeye başladıklarına ve bundan memnuniyet duyduklarına dair defalarca basına demeç vermişlerdir. Belirli çevrelerce yönlendirilen birkaç ailenin, Adnan Oktar aleyhinde amaçlı ve kasıtlı olarak yaptıkları gerçek dışı suçlamalara manşetlerden yer veren basın kuruluşları, Adnan Oktar’ı destekleyen onlarca ailenin destekleyici açıklamalarını yayınlamamayı tercih etmişlerdir. Medyanın bu şekilde sadece tek taraflı yayın yapması Sayın Adnan Oktar’a karşı yapılan psikolojik savaşın başka bir delilidir.
Bilim Araştırma Vakfı mensuplarının ailelerinin yaptıkları açıklamaları buradan izleyebilirsiniz. >> |
|
|
Sayın Adnan Oktar’a yönelik yapılan psikolojik savaşı konu eden
basın organları
|
|
Sayın Adnan Oktar’a medya yoluyla uygulanan psikolojik savaş bazı basın organlarının da dikkatini çekmişti.

|
|
|
1999 yılında Silivri’deki çiftliğin Sayın Adnan Oktar’a ait olduğu öne sürülmüş, fakat çiftliğin Sayın Oktar’a ait olmadığı kamuoyundan saklanmıştır
|
|
1999 yılında Bilim Araştırma Vakfı mensuplarına yönelik olarak düzenlenen operasyonlar sonrasında Silivri’de bulunan çiftiliğin Adnan Oktar’a ait olduğu iddia edilmiştir. Oysa bu ispatı son derece kolay olan bir konudur. Çiftliğin kime ait olduğu tapu senetleriyle ortaya konmuş, çiftliğin sahipleri ve aileleri Çiftliğin kendilerine ait olduğunu, Adnan Oktar’ın çiftliğe bir kere dahi gelmediğini defalarca beyan etmişlerdir.
Yine Basın Yayın Kuruluşları Çiftlikte yaşanan hayatla ilgili hayali senaryolar uydurmuşlar. Hem Adnan Oktar, hem çiftlik sahipleri çıkan haberlerin doğru olmadığını sözkonusu çiftlikte ailelerin yaşadığını açıklamışlardır.
Ayrıca çiftliğin içinde bulunduğu köy halkı, sevip saygı duydukları komşuları hakkında çıkan haberlerin yalan olduğunu anlatan bir dilekçe yazıp gerekli kuruluşlara yollamıştır. Haberi büyük puntolar, büyük resimlerle yayınlayan basın yayın organları bunca açık delile ve şahite rağmen psikolojik savaşın bir gereği olarak doğruyu anlatan tek bir haber dahi yapmaya yanaşmamıştır.
Çiftliğin içinde bulunduğu köy halkının, sevip saydıkları komşuları hakkında çıkan haberlerin yalan olduğunu anlatan dilekçesi |
|
|
|
Psikolojik Savaş Taktiği:
TOPLUMDA İNFİAL YARATACAĞI DÜŞÜNÜLEN HER SUÇU İSNAT ETME.
|
|
Psikolojik Savaş Taktiği: TOPLUMDA İNFİAL YARATACAĞI DÜŞÜNÜLEN HER SUÇU İSNAT ETME.
Oktay Ekşi bir yazısında Sn. Adnan Oktar'a atfedilmeye çalışılan suçlarla ilgili şöyle diyor; “… Hepsinde de Adnan Hoca'ya klasik suçlamalarla yaklaşıldı. Kiminde ‘‘uyuşturucu’’ bağlantılı bir suçlamayla kiminde Ceza Yasası'nın ‘‘genel ahlak ve toplum düzeni’’ içerikli hükümleriyle yargılanmak istendi.”

Psikolojik savaşta insanların ruh haline etki ederek sonuç alma tekniği kullanılır. Adnan Oktar’a da her türlü suçun isnat edilmeye çalışılması kamuoyunda infial oluşturma amacıyla yapılmıştır. Adnan Oktar psikolojik savaşın bu taktiğini ÇAY TV’ye verdiği röportajında şu sözlerle açıklamıştır:
"Bir insanın kitaplarını, fikirlerini nasıl çürütebilirsin? ne denebilir? Dünyadaki şu sistem içerisinde en akılcı en zekice olabilecek iddia bu tarz iddialardır. İşte aklına gelen her türlü halkın düşüncelerine inançlarına, ahlak yapısına aykırı olan herşeyi yapıyor demektir. … bu, psikolojik savaşın klasik tekniğidir…Daha önce denediler çünkü, ümmetçilik propagandasıyla olmadı, 141, 163'den de denediler o da olmadı, dini örgüt dediler o da olmadı, yani bunlarla tutturamadılar. Bir de çeteden deneyelim bakalım dediler, o da olmadı. Nasıl etkili olacak, yani çünkü mühim olan psikolojik savaş zaten kendileri de söylüyor bunu, psikolojik savaş yaptıklarını söylüyorlar. "

|
|
|
| |
Sayın Adnan Oktar’ın haksız yere tutuklanıp 9 ay cezaevine, sonra 10 ay Bakırköy Akıl Hastalıkları Hastanesi’ne konulmması
|
|
Uygulanan psikolojik savaş yöntemlerinden biri de Sayın Adnan Oktar’ın 1986 yılında "Türk Milletindenim, İbrahim ümmetindenim" sözünden dolayı tutuklanıp 9 ay cezaevine, daha sonra da 10 ay Bakırköy Akıl Hastalıkları Hastanesi’nde tutulmasıydı. Bir çok gazete bu konuyu günlerce sevinç ve heyecan içinde birinci haber olarak kapaktan ve manşetten kamuoyuna duyurdular. Örneğin Hürriyet Gazetesi büyük bir heyecanla “Adnan Hoca deli çıktı” şeklinde psikolojik savaşın etkileyici bir başlığıyla bunu duyurmuştu.

Sayın Adnan Oktar, en tehlikeli hastaların olduğu, cinayetin çok olağan sayıldığı, birkaç demir kapıdan geçilerek girilen, 300 akıl hastasının bulunduğu 14A koğuşunda tutuldu. Onun bulunduğu dönemde, koğuşundaki 10'un üzerinde akıl hastası 10'un üzerinde cinayet işlediler. Bu olaylar o koğuşta sıradan olaylar olarak kabul ediliyordu. Bu süre içinde 6 hafta yatağına ayak bileğinden zincirlendi. Annesi onu ziyaret etmeye geldiğinde azılı delilerin arasından geçmek zorunda kalıyordu. Sayın Adnan Oktar hapishanede ve akıl hastanesinde toplam 19 ay tutuldu ve sonra savcılığın “ifadelerinde suç unsuru bulunmadığını” belirtmesiyle beraat etti ve serbest bırakıldı.
Sayın Adnan Oktar’ın Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde kaldığı dönem olan 1985-1986 yıllarına ait hastaların detaylı tedavi süreçlerini içeren tüm belgeler hastane arşivlerinden bir şekilde yok edilmiştir. Böylece psikolojik savaş uzmanları o dönemin tüm karanlık yönlerini soruşturma ihtimali olmayacak şekilde ortadan kaldırmıştır. 1927 yılından itibaren hiçbir eksiklik olmadan çok düzenli olarak tutulan bu arşivin sadece o döneme ait dosyalarının kayıp olması Sayın Adnan Oktar’a karşı yürütülen psikolojik savaşın ne kadar derin olduğunu göstermektedir.
Sayın Adnan Oktar’a Gülhane Askeri Tıp Akademisi tarafından verilen akıl sağlığının yerinde olduğunu belirten “SAĞLAM” raporu ise basında hiçbir yerde duyurulmadı. Sayın Adnan Oktar 20 yıl akıl hastası olarak kamuoyuna tanıtıldıktan sonra akıl sağlığının yerinde olduğu Askeri Hastane raporuyla açıklandı. Psikolojik savaş bunu 20 yıl boyunca Sayın Adnan Oktar’a karşı kullanılmıştır ancak Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nin vermiş olduğu bozma raporu hiçbir medya kuruluşu tarafından yayınlanmamıştır.
O inkar edenler, zikri (Kur'an'ı) işittikleri zaman, seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi. "O, gerçekten bir delidir" diyorlar. (Kalem Suresi, 51)
"O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir, onu belli bir süre gözetleyin." Rabbim" dedi (Nuh). "Beni yalanlamalarına karşılık, bana yardım et."
(Müminun Suresi, 25-26)
(Firavun) Dedi ki: "Şüphesiz size gönderilmiş bulunan elçiniz, gerçekten bir delidir."
(Şuara Suresi, 27)
Yukarıdaki ayetlerde görüldüğü gibi tarih boyunca tüm peygamberlere ve onlarla beraber mücadele eden Müslümanlara ceşitli iftiralar atılmıştır. Bunlardan biri de delilik iftirasıdır. Sayın Adnan Oktar’ın da yıllardır süren şerefli mücadelesi sırasında kendisine bu yönde iftira atılmıştır. |

Sayın Adnan Oktar'ın Gülhane Askeri Tıp Akademisi tarafından verilen akıl sağlığının yerinde olduğuna dair SAĞLAM raporu.
Raporun tamamı için >> |
|
|
BAV Davası dosyasındaki emniyet ifadeleri, ağır işkence altında, okutulmadan, zorla imzalatılmış sahte tutanaklardır.
|
|
Bilim Araştırma Vakfı Davası dosyasındaki emniyet ifadeleri, yargılanan kişilere gözaltı süresince AĞIR İŞKENCE ALTINDA, OKUTULMADAN, ZORLA İMZALATILMIŞ sahte tutanaklardan ibarettir. Bu durum çeşitli hastanelerin vermiş olduğu işkence raporlarıyla sabittir. Bu emniyet ifadeleri işkence feryatlarıdır, işkencenin belgesi ve tapusu hükmündedir. Ancak işkence altında alınan bu ifadeler yüzlerce medya organında çok detaylı olarak tekrar tekrar yayınlanmaktadır.
Ayrıca Ceza Muhakemeleri Kanunun 148.Maddesi gereğince avukat huzurunda alınmayan emniyet ifadeleri geçerli değildir. BAV Davası dosyasındaki emniyet ifadelerinin hiçbirinde avukat bulunmamıştır. Bu nedenle tüm emniyet ifadeleri hükümsüzdür.
Bilim Araştırma Vakfı davası ile ilgili son 10 yıldır medyadaki her haberde aslında hükümsüz olan bu emniyet ifadeleri defalarca yayınlanmıştır. Bu psikolojik savaşın güya bir başarısıdır.


Ceza Muhakemeleri Kanunun 148. Maddesi
2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 29.02.2008 tarihindeki Bilim Araştırma Vakfı ile ilgili duruşmada mahkeme heyetinin aldığı kararın, “YASAK USULLERLE ALINAN İFADELER DELİL OLARAK DEĞERLENDİRİLEMEYECEĞİ CMK’nun 148.maddede anlaşıldığından hukuka aykırı olarak alındığı iddia edilen ifade ve delillerin…” şeklinde belirtilen 5. maddesinde mahkeme heyeti emniyet ifadelerinin yasak usullerle alındığını kabul etmiş ve bunların delil niteliğinin olmadığını söylemiştir.


|
|
|
1999 yılında, dönemin İçişleri Bakanı, PKK ve ideolojisi için en büyük tehlike olan Sayın Adnan Oktar ve fikirleri için “PKK’dan daha tehlikeli” ifadesini kullanmıştır.
|
|
1999 yılında Bilim Araştırma Vakfı mensuplarının evlerine düzenlenen polis baskını sonrasında dönemin İçişleri Bakanı, Sayın Adnan Oktar ve fikirleri için “PKK’dan daha tehlikeli” ifadesini kullanmıştır. Sayın Adnan Oktar bugüne kadar kaleme aldığı 250’nin üzerindeki kitapta, Kuran ahlakını ve İslam’ın barış ve hoşgörü dini olduğunu anlatmış, insanları Darwinizm, materyalizm ve komünizm tehlikesinden korumayı hedef edinmiştir. PKK terörünün kökeni Darwinizm, materyalizm ve komünizmdir. Darwinizm, materyalizm, komünizm ve terörizm karşısında en etkili bilimsel mücadeleyi yapan kişi ise Sayın Adnan Oktar’dır. Bugün PKK ve ideolojisi için en büyük tehlike Sayın Adnan Oktar’dır. Buna rağmen bu kişi Sayın Adnan Oktar için bu ifadeyi kullanmıştır. Psikolojik savaşı yöneten kişiler bu sözü aylarca, yıllarca Sayın Adnan Oktar’a karşı kullanmışlardır. Terörün çözümü olan şahıs, PKK’dan daha tehlikeli gibi gösterilmiştir.

Bugün PKK ve ideolojisi için ilmi, kültürel ve ideolojik yönden en büyük tehlike olan Sayın Adnan Oktar'ın, on binlerce kişinin ölümünden sorumlu terörist başı Abdullah Öcalan'dan daha tehlikeli gibi gösterilmesi, psikolojik savaşı yönetenler tarafından hazırlanmış planın bir parçasıdır.
|
PKK'ya karşı fikri mücadelenin önemini vurgulayan Sayın Adnan Oktar'ın eserlerinden faydalanılarak hazırlanmış tam sayfa ilanlardan örnekler. |
|
|
|
|
|
|
 |