| |
SAYIN ADNAN OKTAR'A KARŞI YÜRÜTÜLEN
PSİKOLOJİK
SAVAŞ YÖNTEMLERİ
Bilim Araştırma Vakfı ve Sayın Adnan Oktar'a karşı yıllardır kesintisiz devam eden bir psikolojik savaş yürütülmektedir. Belirli bir çevre tarafından yürütülen bu savaş, Sayın Adnan Oktar'ın materyalizm ve Darwinizm'e karşı mücadelesini hazmedememekten, gerçek ve doğruları ortaya çıkarmasını kabullenememekten kaynaklanan aciz bir yöntemdir. Sahte fikirleri insanlara psikolojik yöntemlerle inandırmaya çalışmak, gerçekleri ise aynı şekilde insanlardan gizlemeye çalışmak, doğru, dürüst ve samimi bir yaklaşımın değil, sahte ve taraflı bir yaklaşımın göstergesidir. Nitekim, onlarca yıl boyunca Sayın Adnan Oktar'a ve BAV camiasına karşı yürütülen karalama kampanyaları da bu psikolojik savaşın en önemli örneklerindendir.
Bu psikolojik savaşı yürüten çevrelerin etkisi ve yönlendirilmesi ile Sayın Adnan Oktar'a karşı şimdiye kadar bir çok komplo kurulmuş, bir çok iftira atılmış ve pek çok karalama kampanyası başlatılmıştır. Bu çevreler Sayın Adnan Oktar hakkındaki herhangi bir mahkeme haberini büyük puntolarla ve olumsuz ifadelerle manşetlere taşıtmış, ancak Sayın Adnan Oktar'ın, hakkındaki onca komploya rağmen bütün bu iddialardan mahkemeler yoluyla beraat alarak aklanması ile ilgili haberleri kamuoyundan gizlemişlerdir. İnsanlar, bu art niyetli yöntemin etkisi ile uzun bir zaman boyunca Sayın Oktar'a karşı yöneltilen suçlamalar nedeniyle açılan mahkemelerin sürmekte olduğunu zannetmişlerdir. Söz konusu suçlamaların birer iftira olduğu delillerle kanıtlandığı ve Sayın Adnan Oktar'ın tüm bunlardan aklanarak beraat ettiği gerçeği toplumdan uzun zaman gizlenmeye çalışılmıştır. Çünkü bu tür bir psikolojik savaşta kullanılan ana yöntemlerden biri, insanlara yalnızca söz konusu suçlamaların yer aldığı mahkeme haberlerinin bilgisinin verilmesi, bu suçlamaların geçersizliğine dair herhangi bir bilginin ise insanlara duyurulmamasıdır.
Bu psikolojik savaşı sürdüren kesim, Sayın Adnan Oktar hakkında 1986 yılında itibaren uygulanan tüm komploların da destekçisi konumundadır. devamı >>>
SİTE İÇERİĞİ |
| 1- |
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Ebru Şimşek'in öne sürdüğü iddaların asılsız olduğuna kanaat getirmiş ve beraat kararı vermiştir. |
| 2- |
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Sayın Adnan Oktar'a çete iddiasından beraat kararı vermiştir. |
| 3- |
(a)- Sayın Adnan Oktar'a yapılan Kokain Komplosunda Uygulanan Psikolojik Savaş Yöntemleri |
| |
(b)- Sayın Adnan Oktar'a karşı düzenlenen kokain komplosunda ortada henüz hiçbir "kokain bulgusu" yok iken, Sabah Gazetesi manşetten verdiği haberle bir kokain senaryosu yayınlamıştır. |
| |
(c)- Sayın Adnan Oktar kokain komplosunu, Kaçkar TV'ye verdiği röportajda nasıl anlatmıştır. |
| |
(d)- Kokain komplosu boyunca basın yoluyla uygulanan psikolojik savaş yöntemleri |
| 4- |
"Adnan Oktar Zorla Adliyeye Getirilecek" Propagandası |
| 5- |
"Adnan Oktar Zorla Adliyeye Getirildi" Yalanı |
| 6- |
Hürriyet Gazetesinin "Adnan Hoca Şimdi Yandı" haberi |
| 7- |
Başarı, zafer ve galibiyet her zaman inananların olmuştur. Bundan sonra da (Allah'ın izniyle) bu şekilde olacaktır. |
| 8- |
Evrensel Gazetesinin Sayın Adnan Oktar'a Temennisi: "Adnan Hoca Keşke Yansa" |
| 9- |
Yargıtay ve Kamuoyunu Etkilemek için Meydana Getirilmiş Dram Sahnesi |
| 10- |
Ebru Şimşek'in iddiaları hakkında 1996 yılında verilen ilk Takipsizlik kararı |
| 11- |
Ebru Şimşek'in gizli kamera görüntülerini 2. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti resmi bilirkişi eşliğinde seyretmiş ve Şimşek'in iddalarının doğru olmadığına kanaat getirmiştir. |
| 12- |
(a)- Asılsız İddia 1: Suç Aleti olarak sayılan gizli kameraların her evde ve işyerinde bulunabilecek güvenlik kameraları olması. |
| |
(b)- Asılsız iddia 2: Suç aleti olarak tanımlanan cihazların, ışık ayar düğmesi, disket sürücü, uydu anteni parçaları gibi sıradan elektronik aletler olması. |
| |
(c)- Asılsız İddia 3: Şantaj kaseti ve fotoğrafı olduğu iddia edilen şeylerin, her evde bulunan ticari film kasetleri, dergiler ve müzik cd'leri olması. |
| 13- |
Asılsız iddialarda bulunan ailelere, BAV camiasından olan çocuklarının basında verdiği cevaplar. |
| 14- |
Asılsız iddialarda bulunan ailelere, BAV camiasının ailelerinin verdiği cevaplar. |
| 15- |
Sayın Adnan Oktar'a yönelik yapılan psikolojik savaşı konu eden basın organları |
| 16- |
1999 yılında Silivri'deki çiftliğin Sayın Adnan Oktar'a ait olduğu öne sürülmüş, fakat çiftliğin Sayın Oktar'a ait olmadığı kamuoyundan saklanmıştır. |
| 17- |
Psikolojik Savaş Taktiği: TOPLUMDA İNFİAL YARATACAĞI DÜŞÜNÜLEN HER SUÇU İSNAT ETME. |
| 18- |
(a)- Sayın Adnan Oktar'ın haksız yere tutuklanıp 9 ay cezaevine, sonra 10 ay Bakırköy Akıl Hastalıkları Hastanesi'ne konulması |
| |
(b)- Sayın Adnan Oktar akıl hastanesinde en azılı akıl hastalarıyla beraber tutulmuştur. |
| |
(c)- Sayın Adnan Oktar'a Gülhane Askeri Tıp Akademisi tarafından verilen "sağlam" raporu |
| 19- |
BAV Davası dosyasındaki emniyet ifadeleri, ağır işkence altında, okutulmadan, zorla imzalatılmış sahte tutanaklardır. |
| 20- |
1999 yılında, dönemin İçişleri Bakanı, PKK ve ideolojisi için en büyük tehlike olan Sayın Adnan Oktar ve fikirleri için "PKK'dan daha tehlikeli" ifadesini kullanmıştır. |
| 21- |
Sayın Adnan Oktar hakkında haksız yere getirilen yurtdışına çıkma yasağı. |
| 22- |
Sayın Adnan Oktar'ın emniyetteki ifadelerinin geçersizliğini açıkladığı mektuplar basında yer almamıştır. |
| 23- |
Adnan Oktar ve BAV mensupları, kenileri hakkında atılan iftiralardan doğan yasal haklarını kullandıklarında Ebru Şimşek'i ve onu destekleyen çevreleri yıldırmaya çalıştıklarına dair haksız yorumlar yapılmıştır. |
| 24- |
(a)- BAV'a yönelik suçlamalara "küçük kız çocukları"yla ilgili hayali bir senaryoya daha yer verilmiştir. |
| |
(b)- Pınar Tezcan'ın, gazete haberlerini yalanlayan İstanbul 1 No'lu DGM'ye yazdığı dilekçesi |
| |
(c)- Nefise Karatay'ın BAV mensupları aleyhinde çıkan haberleri yalanlayan dilekçesi |
| |
(d)- Seçkin Piriler'in İstanbul 1 No'lu DGM'ye gönderdiği Sayın Adnan Oktar'dan şikayetçi olmadığına dair dilekçesi |
| 25- |
Yüzlerce kişiyi faili meçhul siyasi cinayetlerle öldürten komünist lider Lenin için psikolojik savaş çok önemliydi. |
| 26- |
Sayın Adnan Oktar'ın karşılaştığı zorluklar ve hapis onun gittikçe daha olgunlaşmasını, daha çok sevilmesini ve saygı duyulmasını sağladı. |
| 27- |
1999 senesinde Sayın Adnan Oktar ve birkaç BAV üyesinin, emniyette baskı altında verdikleri ifadeleri videoya alınmıştır. |
| 28- |
Sayın Adnan Oktar ve Bilim Araştırma Vakfı mensupları yıllardan beri Komünist Derin Devlet'in hedefi olmuşlardır. |
| 29- |
Haksız Kazanç iftirası devletin resmi raporları ile çürütülmüştür. |
| 30- |
1999 yılında gerçekleştirilen baskında, BAV camiası mensuplarının ailelerinden zor ve baskı ile Sayın Adnan Oktar'dan ve BAV'dan şikayetçi olduklarına dair kağıt imzalattırılması |
| 31- |
Gazeteci İsmet Berkan'ın 1999'da gerçekleştirilen polis operasyonunun bir psikolojik savaş olduğuna dair açıklaması |
| 32- |
Bediüzzaman Said Nursi de Psikolojik Savaş yöntemleriyle engellenmek istenmişti |
| 33- |
Eserlerinde Kuran'ı ve Ehli sünneti rehber edinen Sayın Adnan Oktar'a "dini yanlış yorumlama" iftirası atılmıştır. "Dini Yanlış Yorumlama" iftirasına karşı en güzel cevabı dava dosyasına sunulan birçok kıymetli profesöre ait bilirkişi mütalaaları vermiştir. |
| 34- |
Hz. Musa'ya karşı uygulanan psikolojik savaş yöntemleri |
| |
Sayın Adnan Oktar'a karşı kullanılan psikolojik savaş yöntemleriyle ilgili film |
| 35- |
BAV davasında davet ve ilanla şikayetçi aranmıştır |
| 36- |
Fatih Altaylı'nın BAV aleyhinde kamuoyunu kışkırtma girişimleri |
| 37- |
Hitler'in psikolojik savaş birimi elemanlarından Dr. J. Göbbels psikolojik savaş yöntemlerini kullanmıştır. |
| 38- |
Hitler, Lenin ve Stalin psikolojik savaş konusuna çok önem vermişlerdir. |
| 39- |
Bir zamanlar Dr. Sefa Saygılı da psikolojik savaş elemanlarının oyununa gelmişti. |
| 40- |
Sayın Adnan Oktar Bakırköy Akıl Hastalıkları Hastanesi'nden tahliye olurken de psikolojik savaş uygulanmıştı. |
| 41- |
Hiç ilgisi olmayan konularda bile Sayın Adnan Oktar'a suç atfedilmeye çalışılmıştır. |
| 42- |
Bakırköy Akıl Hastanesi'nin Sayın Adnan Oktar'ın kaldığı döneme ait tüm arşivleri yok edilmiştir. |
| 43- |
BAV davasında hiçbir mağduriyeti olmadığını söyleyen kişiler defalarca "mağdur sıfatıyla" ifade vermeye çağrılmıştır. |
| 44- |
BAV mensuplarının Mehmet Ağar ve Celal Adan'a şantaj yaptığı iddiası bu kişilerin Devlet Güvenlik Mahkemelerinde verdikleri ifadelerle yalanlanmıştır |
| 45- |
Sayın Adnan Oktar ve BAV mensupları kendilerine karşı üretilen asılsız iddialardan takipsizlik, kovuşturmaya gerek olmadığı veya beraat kararları ile aklanmıştır. |
|
SAYIN ADNAN OKTAR'IN
RÖPORTAJLARINDAN...
|
|
|
|
|
|
YARGI MERCİLERİ SAYIN ADNAN OKTAR'I DA KAPSAYAN TÜM SANIKLAR HAKKINDA FATİH ALTAYLI'NIN ÖNE SÜRDÜĞÜ İDDİALARIN HİÇBİR HUKUKİ DAYANAĞI OLMADIĞI KARARINI VERMİŞLERDİR. DEVAMI >>> |
BAV MENSUPLARI, -SAYIN ADNAN OKTAR DA DAHİL OLMAK ÜZERE- İSTANBUL 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİ'NİN KARARIYLA ÇETE İFTİRASINDAN DA AKLANMIŞLARDIR. DEVAMI >>> |
22 Ocak 2007 tarihli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen BAV davasının 2006/6 nolu dosyasının, 2007/7 nolu gerekçeli kararında, Sayın Adnan Oktar'ı da kapsayan TÜM SANIKLAR HAKKINDA şantaj ve cürum işlemek için teşekkül oluşturmak suçlarından BERAAT KARARI verilmiştir. Beraat kararının Ebru Şimşek ile ilgili kısmı şöyledir: DEVAMI >>> |
|
Hakkı batıl ile örtmeyin ve hakkı gizlemeyin. (Kaldı ki) siz (gerçeği) biliyorsunuz.
(Bakara Suresi, 42) |
|
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Bilim Araştırma Vakfı mensuplarının yargılandığı davada mahkeme, 2004/331 esas sayılı dosyada sunulan bilirkişi raporlarını, sabit delilleri, tanıkların ifadelerini ve beyanlarını değerlendirdikten sonra, EBRU ŞİMŞEK'İN ÖNE SÜRDÜĞÜ İDDİALARIN ASILSIZ ve BAV mensupları hakkında iddia edilen ÇETE SUÇLAMALARININ DA GEÇERSİZ olduğuna kanaat getirmiştir ve beraat kararı vermiştir. Ancak bu BERAAT KARARI basında hiçbir şekilde yer almamıştır. Ebru Şimşek'in öne sürdüğü iddiaları yüzlerce kez, çoğu sürmanşet olmak üzere yayınlayan basın yayın kuruluşlarınca bu beraat kararının haber yapılmaması, psikolojik savaşın bir gereğidir.

Herkesin bildiği gibi Sayın Adnan Oktar’ın ve Bilim Araştırma Vakfı’nın Ebru Şimşek’e şantaj yaptığı iddiası ile ilgili onlarca gazetede çoğu manşetten, sürmanşetten, bir kısmı gazete eklerinde yüzlerce defa haber çıktı ve hala çıkmaya devam ediyor. Bu iddialar Türk halkı tarafından neredeyse ezbere biliniyor. Ancak EBRU ŞİMŞEK'İN ÖNE SÜRDÜĞÜ İDDİALARIN ASILSIZ VE SADECE İFTİRADAN İBARET OLDUĞU bilirkişi raporları, sabit deliller ve tanıkların ifadeleri ve beyanları değerlendirildikten sonra MAHKEMENİN VERDİĞİ BERAAT KARARIYLA açığa çıktı. Ama hiçbir medya kuruluşunda bu beraat kararı yayınlanmadı.
Peki bu nedir? Madem basın bu kadar iyi niyetliydi, 10 yıldır yaptıkları iftiranın yersiz olduğunu anlayınca, neden “Biz 10 yıldır haksız yere iftira attık, hakkınızı helal edin, özür diliyoruz” demediler? Diyemezler, çünkü bu yapılan psikolojik savaşın gereğidir. Çünkü herkes biliyor ki, bir takım gazeteler psikolojik savaş uzmanlarınca yönlendirilmektedir.

Ebru Şimşek’in iddialarının geçersiz olduğunu gösteren 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2006/26 no'lu dosyanın 2007/7 no'lu mahkeme beraat kararı. (Nedense hiçbir basın organında yayınlanmadı !!!) (
|
|
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Sayın Adnan Oktar’a çete iddiasından beraat kararı vermiştir.
|
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Bilim Araştırma Vakfı mensuplarının yargılandığı davada SAYIN ADNAN OKTAR'I DA KAPSAYACAK ŞEKİLDE ÇETE İDDİASINDAN BERAAT KARARI vermiştir. Mahkeme, 2004/331 esas sayılı dosyada sunulan bilirkişi raporlarını, sabit delilleri, tanıkların ifadelerini ve beyanlarını değerlendirdikten sonra, EBRU ŞİMŞEK'İN ÖNE SÜRDÜĞÜ İDDİALARIN ASILSIZ ve BAV mensupları hakkında iddia edilen ÇETE SUÇLAMALARININ DA GEÇERSİZ olduğuna kanaat getirmiştir. Ancak bu beraat kararı basında hiçbir şekilde yer almamıştır. İşkence altında alınmış emniyet ifadelerine dayalı iddiaları yüzlerce kez, çoğu manşet olmak üzere yayınlayan basın yayın kuruluşlarınca bu beraat kararının haber yapılmaması, psikolojik savaşın bir gereğidir.
2006/26 nolu dosyanın 2007/7 nolu BERAAT kararında Ebru Şimşek’in iddialarının geçersiz olduğuna mahkeme şu delillerle kanaat getirmiştir:
1. Bu suçla ilgili tüm delillerin toplanılmış bulunduğu,
2. Sanıkların savunmalarına,
3. Katılan Ebru Şimşek vekillerinin beyanlarına,
4. Ebru Şimşek ile ilgili izlenen CD görüntülerine,
5. Ebru Şimşek ile ilgili CD görüntüleri üzerinde görüş beyan eden bilirkişi Nedim Tarhan’ın beyanına,
6. İnşaat Mühendisi bilirkişi Çağlar Göksu’nun Ebru Şimşek’in görüntülerinin alındığı evle ilgili beyanına,
7. Ebru Şimşek’in ilişkileri konusunda beyanda bulunan S. Tanıkları Özgür Aydemir, Ahmet Ali Yıldırım, Alkas Çakmak, Alper Çakmak, Tacettin İnce, Yavuz Coşkun, İbrahim Özcan, Ecevit Şahin’in anlatımlarına göre,
".. sanığa atılan suçun sübut bulmadığı anlaşılmakla .... sanığın BERAATİNE karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır."


2006/26 nolu dosyanın 2007/7 nolu BERAAT kararında ÇETE iddialarının geçersiz olduğuna mahkeme şu delillerle kanaat getirmiştir:
1. Sanıkların savunmalarına,
2. Savunma tanıklarının ve bilirkişilerin beyanlarına
3. 2004/337 esas sayılı dosyada dinlenen müşteki ve tanıkların yargılama sırasındaki beyanlarına
4. Deliller bölümünde tek tek gösterilen delillere göre;
"Sanıkların cürüm işlemek için teşekkül oluşturdukları, bu örgütte yönetici ya da üye oldukları konusunda atılı suçu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı, dolayısıyla bu suçlarının sabit olmadığı sonuç ve kanısına varılarak, sanıkların bu suçtan da beraatlerine ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur."


22 Ocak 2007 tarihli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın 6 sanığı hakkında gerekçeli BERAAT kararının tamamını buradan okuyabilirsiniz >>
|
|
|
Sayın Adnan Oktar’a yapılan Kokain Komplosunda Uygulanan
Psikolojik Savaş Yöntemleri
|
|
KOKAİN KOMPLOSUNDA UYGULANAN
PSİKOLOJİK SAVAŞ YÖNTEMLERİ
Ey iman edenler, Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın; ki sonunda Allah onu, demekte olduklarından temize çıkardı. O, Allah Katında vecihti.
(Ahzap Suresi, 69)
Allah, Sayın Adnan Oktar’ı tarih boyunca tüm Müslümanlarda olduğu gibi bu iftiradan temize çıkardı. Kokain komplosu çok kapsamlı ve çok inandırıcı görünüyordu. Allah, Sayın Adnan Oktar’a hazırlanan bu tuzağı tamamıyla bozdu. Bu olay bir dava adamı olarak Sayın Adnan Oktar için şeref, bu tuzağı hazırlayan psikolojik savaş uygulayıcıları için de horlanma ve aşağılanma oldu. |
Kokain komplosunda uygulanan psikolojik savaş yöntemlerini Sayın Adnan Oktar Kaçkar TV’ye verdiği röportajda anlatıyor. >>
.1.
Sayın Adnan Oktar, kokain komplosundan önce kendisine yönelik bir komplo hazırlığı olduğunu hissetmiş ve OLAYDAN 3 GÜN ÖNCE tüm resmi makamlara ve basına faks çekerek "Kendisine bir komplo yapılabileceğini, bu amaçla evine silah, uyuşturucu gibi yasa dışı maddeler bırakılabileceğini" bildirmiştir. Yine aynı ihtimale karşı, KOMPLO DÜZENLENMEDEN 1 GÜN ÖNCE ANNESİNDEN EVİ ÇOK DETAYLI TEMİZLEMESİNİ istemiştir. Annesi, komşular ve kapıcının yardımıyla evin her odasını çok detaylı temizlemiş, kütüphane ve bütün kitaplar dahil olmak üzere her yeri tek tek arayıp temizlik yapmıştır. Adnan Oktar'ın annesinin komşusu ve kapıcısı, olaydan sonra "Adnan Oktar'ın kütüphanesini hep beraber detaylıca temizledik, orada böyle bir paket yoktu" diye noter tasdikli bir ifade vermişlerdir. |
.2.
İzmir’de göz altına alınıp İstanbul’a getirilen Sayın Adnan Oktar olay günü, yaklaşık 20 polisin eşliğinde eve getirilmiş ve evde arama yapılmıştır. Arama sırasında, İÇERİ GİRİLDİKTEN HEMEN SONRA, Sayın Adnan Oktar'ın başka kişilere dikkatinin dağıldığı bir esnada, YÜZLERCE KİTABIN BULUNDUĞU 6 KATLI “L” BİÇİMİNDEKİ BÜYÜK BİR KÜTÜPHANENİN ORTA RAFINDAN ALINAN 3. KİTABIN ARASINDAN kokain paketi çıkarılmıştır. Arama sadece 3-4 dakika sürmüş ve kütüphaneden alınan 3. kitabın içinden kokain çıkarıldıktan sonra, evin başka hiçbir yerinin aranmasına gerek duyulmamıştır. |
.3.
Sayın Adnan Oktar toplam 72 saat göz altında kalmıştır. Bu süre sonunda kendisine yapılan tahlil sonucunda, kanında 5mg/ml'nin üzerinde kokain bulunduğu tespit edilmiştir. Kokain 24 saat içinde insan vücudunu tamamen terk eden bir maddedir. Dolayısıyla, 72 saat sonra Sayın Adnan Oktar'ın kanında bu derece yüksek dozda kokain bulunması, kokainin ancak Sayın Oktar'a göz altı sırasında yiyeceğine ve içeceğine karıştırılmak suretiyle verildiğini göstermektedir.
Daha sonra, Türk Adli Tıp Kurumu da kokainin gözaltında Sayın Adnan Oktar'ın yemeğine karıştırılmak suretiyle verildiğini teyit etmiştir. Mahkeme olayın komplo olduğunu kabul etmiş ve Adnan Oktar beraat ederek aklanmıştır.

Sayın Adnan Oktar'ın kokain kullandığı iddiasıyla açılan davadaki kararının tamamını buradan okuyabilirsiniz >>
|
.4.
Sayın Adnan Oktar'a karşı düzenlenen kokain komplosunda ortada henüz hiçbir "kokain bulgusu" yok iken, Sabah Gazetesi manşetten verdiği haberle bir kokain senaryosu yayınlamıştır. İlgili haber çıktığında Sayın Adnan Oktar gözaltındaydı. BU HABERİN YAYINLANMASINDAN 48 SAAT SONRA SAYIN ADNAN OKTAR GÖZALTINDAYKEN YEMEĞİNE KARIŞTIRILMAK SURETİYLE KANINDA KOKAİN ÇIKMASI SAĞLANDI. Gazetenin kokain ile ilgili hiçbir konu yokken, önceden böyle hayali bir kokain senaryosu yayınlaması, Sayın Adnan Oktar’a kokain komplosu düzenleyen gücün başlattığı psikolojik harekete hizmet ettiğini göstermektedir.

Adnan Oktar’a yapılan kokain komplosu ben geliyorum diyerek bağıra bağıra geldi. Daha mizansen olarak evinde kokain bulunması ve yiyeceğine kokain karıştırılması olayı olmadan gazetelerde kokain partileriyle ilgili haber yapıldı. Halbuki o güne kadar basında kokain ile ilgili hiç bir haber yapılmamıştı. Kokain ile ilgili bu haberin çıkmasından 48 saat sonra, Sayın Adnan Oktar gözaltındayken meşhur kokain komplosu uygulamaya konuldu.
|
.5.
Kokain komplosunda, psikolojik savaş uygulayıcılarının birçok devlet kurumundan kişiyi kullandıklarına yargılamayı yapan mahkeme başkanı da şahit olmuştur. Bunu yargılama sırasındaki ifadeleriyle belli etmiştir. Sayın Adnan Oktar bu olayı, Kaçkar TV'ye verdiği röportajda şu şekile anlatmıştır:
"... biz mahkemeye götürüldük. Ben mahkemeye gidince savcı pek inanmadı. Ben suyu bile seçerek memba suyu içerim dedim. Yani öyle kokain içecek birisi değilim ben dedim. Ama evde bulunmuş dedi. Hakimle görüştük, hakim ifaden samimi dedi. Hakim şüphelendi. 20 kişiyle bir kere arama yapılmaz dedi. Ben kaç yıllık hakimim bunu ilk defa görüyorum dedi. Ama bunu çok yüksek sesle bağırarak söyledi hatta azarladı polisleri. Polislerin başı önündeydi. Bulunma şeklini diğer odalarda arama yapılmamasını, 20 kişiyle yapılması, hemen orta kattan bulunması, üç dakikada bulunması, bunu çok şüpheli buldu hakim."
Tarihi bir oyun olan kokain komplosu neticesinde, evde yapılan aramada bulunan kokaini oraya kimin yerleştirdiği, Sayın Adnan Oktar'ın kanında çıkması sağlanan kokaini kimlerin yiyecek ve içeceğine karıştırdığı ve bu kişileri kimlerin yönlendirdiği konularında hiçbir araştırma yapılmamıştır. Psikolojik savaş yöneticileri bu olayda sahte delil oluşturma, bir kişinin sağlığını tehlikeye atacak derecede zehirli maddeye maruz bırakma gibi uygulamalarla, bu savaşı nereye kadar vardırabileceklerini göstermişlerdir. |
.6.
Kokain komplosuyla ilgili mahkeme devam ettiği süre boyunca, basında yüzlerce defa Sayın Adnan Oktar'ın kokain kullandığı iftirası yayınlanmıştır. Adnan Oktar mahkemede beraat etmiş, bütün olayın bir komplo olduğu anlaşılmış, ancak yıllarca kokain iftirasını bir gerçekmiş gibi yayınlayan basında Sayın Adnan Oktar'ın beraat kararından hiç bahsedilmemiştir. Bu da psikolojik savaşın meşhur bir yöntemidir.
Psikolojik savaşın oyunu olarak bir çok gazetede "kokain iftirası" haberleri yayınlanmıştır. Ancak bunun bir komplo olduğunun ortaya çıkması ile Sayın Adnan Oktar'ın bu iftiradan BERAAT etmesi haberi bu gazetelerin hiçbirinde yayınlanmamıştır.

Sayın Adnan Oktar'ın, 10.Asliye Ceza Mahkemesinde görülen kokain davasındaki BERAAT KARARI hiç bir medya kuruluşu tarafından yayınlanmamıştır. |
|
|
<
|
“Adnan Oktar Zorla Adliyeye Getirilecek” Propagandası
|
|
"ADNAN OKTAR ZORLA ADLİYEYE GETİRİLECEK" PROPOGANDASI
Bütün mahkemelerde binlerce kişi şahit olarak çağırıldığında, herhangi bir nedenle mahkemeye gelmediğinde ihzar kararı çıkar. Bu çok normal bir hukuk uygulamasıdır. Binlerce insana uygulanan ihzar kararı Sayın Adnan Oktar için çıkartıldığında bu olay bazı basın organlarına çok önemli bir olaymış gibi yansıtılmıştır. Aslında bu bir çok medya mensubuna da uygulanmış sıradan bir durumdur, ayrıca böyle durumlarda pratikte zorla getirilme şeklinde bir uygulama da olmaz. Bu sadece hükmi bir izahtır. Nitekim Sayın Adnan Oktar mahkemede ifadesini vermiştir ve ihzar da kalkmıştır. Bu haberin de aynı şekilde söz konusu basın organlarında duyurulması gerekirken böyle bir şey gerçekleşmemiştir. Çünkü bu psikolojik savaşın bir gereğidir ve sözkonusu odakların böyle bir haber yaptırması kullandıkları savaş yöntemlerine uygun düşmemektedir. Burada Sayın Adnan Oktar koluna polisler girmiş, zorla yürütülerek adliyeye götürüyorlar şeklinde insanların zihinlerinde bir görüntü oluşturmak amaçlanmıştır. Dolayısıyla zorla adliyeye gelen, sürekli polislerle başı belada olan bir insanın güvenilir olmadığı imajını vererek insanların kafalarında olumsuz düşünceler meydana getirmek istenmektedir. Böylece Sayın Adnan Oktar'ın eserlerine olan güvenirliği ve inandırıcılığı güya zedeleyeceklerini düşünüyorlar. Halbuki bu Sayın Adnan Oktar'ın yiğitliğini, şanını ve güvenilirliğini kat be kat arttırıyor. Çünkü bütün bunlar tam bir dava adamı alametidir.

|
|
|
“Adnan Oktar Zorla Adliyeye Getirildi” Yalanı
|
|
BU SEFER DE "ADNAN OKTAR ZORLA ADLİYEYE GETİRİLDİ" YALANI
Sayın Adnan Oktar, mahkeme gününden önce, kendisi bizzat İstanbul Adliyesine gidip hakim huzurunda ifadesini açıklamıştır. Herhangi bir şekilde zorla getirilme olmamasına rağmen bir çok medya kuruluşunda “Adnan Hoca adliyeye “zorla” geldi.” "Adnan Hoca adliyeye zorla getirildi." şeklinde yalan haberler çıkmıştır. Sayın Adnan Oktar’ın mahkemeye 1 ay kala, 29 Ocak tarihinde, adliyeye gelip ifadesini açıklaması ile ihzar kararı olmayacağı zaten bellidir. Çıkan bu tür haberler psikolojik savaşın ne kadar gözü dönmüş olduğunu göstermektedir.

|
|
|
Hürriyet Gazetesi'nin
“Adnan Hoca Şimdi Yandı” haberi
|


Hürriyet Gazetesi, 19 Mayıs 2007
|
Bilim Araştırma Vakfı aleyhine açılan davanın zamanaşımına uğraması kararının Yargıtay tarafından bozulması haberini Yargıtay daha kararını açıklamadan bir gün önce, karanlık eller Hürriyet Gazetesi’ne servis etti. Hürriyet Gazetesi de coşkun bir sevinçle bu haberi birinci sayfadan sürmanşet "Adnan Hoca şimdi yandı" başlığıyla yayınladı. Hürriyet Gazetesi’ne bu haberi önceden servis edenler yine psikolojik savaşın elemanlarıydı. Daha sonra bu karar Yargıtay’ın başka bir dairesi tarafından bozuldu ama Hürriyet Gazetesi’nde bu konuyla ilgili tek bir haber yayınlanmadı. Bu haberin yapılmamasını kim sağlıyor? Bir düşünün. |
|
|
|
Dediler ki: "Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın ve ilahlarınıza yardımda bulunun." Biz de dedik ki: "Ey ateş, İbrahim'e karşı soğuk ve esenlik ol."
(Enbiya Suresi, 68-69) |
Sayın Adnan Oktar'ı yakmaya çalışarak, hapsederek, iftira atarak, komplo yaparak, tuzak kurarak hiç bir yere varılamaz. İnananlar (Allah'ın izniyle) Allah'ın koruyuculuğu altındadır. Yani Allah'ın inayeti altındadılar. Her zaman başarı, zafer ve galibiyet, inananların olmuştur. Bundan sonra da (Allah'ın izniyle) bu şekilde olacaktır. |
|
|
Evrensel Gazetesinin Sayın Adnan Oktar’a Temennisi:
“Adnan Hoca Keşke Yansa”
|
EVRENSEL GAZETESİNİN SAYIN ADNAN OKTAR'A TEMENNİSİ:
"ADNAN HOCA KEŞKE YANSA"
Sayın Adnan Oktar’a karşı yürütülen psikolojik savaşın örneklerinden biri de Evrensel Gazetesi’nde "Adnan Hoca keşke yansa" başlığıyla yayınlanan haberdir. Bu haber de sadece Yargıtay'ın zamanaşımı kararını bozması üzerine Hürriyet Gazetesi’sinde yayınlanan haberi destekleyerek, Sayın Adnan Oktar’a karşı yapılan psikolojik savaşı devam ettirme çabasıdır. |
Evrensel Gazetesi, 21 Mayıs 2007 |
|
|
|
Yargıtay ve Kamuoyunu Etkilemek için Meydana Getirilmiş
Dram Sahnesi
|
|
Yargıtay ve kamuoyunu etkilemek için meydana getirilmiş dram sahnesinden bir kare
Sayın Adnan Oktar ve BAV mensuplarının yargılanmasıyla ilgili Yargıtay kararının açıklanmasından hemen önce, yeni bir plan daha devreye girmiştir. Feridun Özgül adlı olağanüstü yetenekli bir şahıs Sayın Adnan Oktar aleyhinde bir propaganda aracı olarak kullanılmıştır. Plana göre, kararın açıklanmasına birkaç gün kala, hayret edilecek bir yeteneğe sahip olan Feridun Özgül, ekranlara çıkarılıp iftira nitelikli asılsız hikayeler anlattırılarak ağlatılmıştır. Bu plan, kamu vicdanında ve aleyhte karar alınması için Yargıtay çevrelerinde, BAV ve Sayın Adnan Oktar aleyhinde şiddetli bir baskı oluşturmak için kullanılmıştır. Zamanlama çok iyi seçilmiştir ve çirkin bir şekilde de başarılı olmuştur. Sonra da aynı televizyon haberi gazetelerde manşetlerden haber yapılmıştır.
Oysa ki tüm bunlar psikolojik savaşın gereği olarak oynanan oyunun bir parçasıdır.
Bu olayın ardından Feridun Özgül’ün kızı Ceylan Özgül Özbudak basına yaptığı açıklamalarda babasının anlattıklarının tümüyle iftiradan ibaret olduğunu belirtmiştir. Ceylan Özgül Özbudak, “Kendi isteğiyle ailesinden ayrıldığını, eşiyle birlikte çok mutlu bir hayat yaşadığını ve babasının silah zoruyla kendisini kaçırdığını” anlattı. Ayrıca “Babasının televizyonlarda, sırf Yargıtay kararına etki edebilmek amacıyla belirli çevreler tarafından yönlendirilerek konuştuğunu; bu olayı özellikle çarpıtarak, Sayın Adnan Oktar’ı ve BAV camiasını suçlamaya çalıştığını” söyledi.
BU OLAYDAN BİR KAÇ GÜN SONRA YARGITAY'IN OLUMSUZ YÖNDE KARARI AÇIKLANMIŞTIR. YARGITAY 8. CEZA DAİRESİNİN ALEYHTE ALDIĞI KARAR DAHA SONRA BAŞKA BİR YARGITAY CEZA DAİRESİ TARAFINDAN LEHTE OLACAK ŞEKİLDE BOZULMUŞTUR. YARGITAY KARARININ LEHTE BOZULMASI DA BASINDA YER ALMAMIŞTIR. ALEYHTE ALINAN KARAR SÜRMANŞETTEN VERİLİRKEN BU KARARIN BOZULDUĞUNA DAİR TEK SATIR HABER YAYINLANMAMIŞTIR. |
|
|
Ebru Şimşek’in iddiaları hakkında 1996 yılında verilen ilk
takipsizlik kararı
|
|
Ebru Şimşek’in iftiraları 1996 yılında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 1999/8409 numaralı takipsizlik kararı ile açıkça reddedildiği halde 2008 yılına kadar bazı basın yayın organları psikolojik savaşın bir yöntemi olarak Ebru Şimşek’in iftiralarını manşetlerine taşımaya devam etti. Ne 1996 yılında verilen Ebru Şimşek aleyhindeki takipsizlik kararı, ne de bugüne kadar bu iftiraların doğru olmadığını ortaya konan deliller aynı basın yayın organları tarafından kamuoyuna duyurulmadı.


Takipsizlik kararının tamamını buradan okuyabilirsiniz >> |
DEVAMI >>>
|
|
|
|
 |